İyi görünenimi taklit edelim? İyi konuşanımı takip edelim? Kim iyiyse omu olalım? Bu mu? İnsanoğlu kendi olmakta neden bu kadar zorlanıyor? İstisnaları neden taklit edip o özel insanların süliyetlerini çoğaltıyoruz? Aaa orda dur; 'ben kimseyi taklit etmiyorum bikeree' diyenler olacak. Giyimini, saçını, sakalını vs vs vsaireni ayna karşısına geçip ben buyum diyerekmi dışarı çıkıyorsun? Kendi hayal dünyanmı yaratttı seni? Yoksa; Ayy falancaya benzedim hee diyerekmi? Kendine yalan söyleyip, bu söylediklerimi çürütecek olanlarda var tabiki. İşte o zümre 'Kim-sin-iz' in en özel zümresi; özel insanlar :)
Kendi olan imparatorlarda var tabiki. Felsefesi hiçbir felsefeciyle uymaz, hiçbir hareketi kimseye benzemez, giyimi sıradan, saçı, başı sıradandır, onları bu şekilde tanırsınız.
Bilgi sahiplerinden bilgi edinmek onların söyleşilerini izlemek, onları takip etmek taklitçiliğe girmez. Herşeyi bilmemiz imkansız olduğundan. Önemli olan kimin bilgisinin doğru olduğunu anlamak ve o insandan bilgi almaktır.
İnsanlığın bilgisini almak mantık dışıdır, insanlık içsel olduğu için bunu öğrenerek değil, yaşayarak hayatımıza uygulamalıyız.
Kendini şekillendir, sen şekillendir.
Pişmanlık; Pişmaniye gibi bişe
Eylemlerimiz sırf istediğimiz için bizi harekete geçirir. Pişmanlık duyan bir insanın, yaptığı şeyden pişmanlık duyuyor olması, onun masum olduğu ve bir daha yapmayacağı anlamına gelmez. İlk fırsatı değerlendiren her insan yüzüncüsünüde değerlendirir. Pişmanlık konusunda Jiddu bile inandığım şeyden beni vazgeçiremez. Pişmanlık kavramı yokyur ve olmamalıdır.
Küçük ders..Yersen
![]() |
| hurdahaş 74 |
Jiddu Krishnamurti
Her şeye başkaldırıyorum. Başka insanların kendilerini üzerimde yetke saymalarına, başkaları tarafından eğitilmeye, başkalarının bildiklerini bana kabul ettirmeye çalışmalarına başkaldırıyorum. Kendim bulmadıkça hiçbir .şeyi doğru kabul etmiyorum. Başkalarının benden farklı düşünmesine karşı değilim, ama onların bana düşüncelerini, yaşamla ilgili görüşlerini zorla kabul ettirmeye çalışmalarına katlanamıyorum. Daha küçük bir çocukken de başkaldırıyordum. Dinliyor, izliyor, ama bir yandan da sözlerin yanılsamasının ardındaki hakikati arıyordum
Mucizelerin bilimsel ve psikolojik analizi.

Mucizeler, hemen hemen tüm dinlerin iddialarını güçlendirmek kullandığı bir enstrümandır. Oysaki kudretli ve iyi niyetli bir Tanrının mucizeye ihtiyacı olmamalıdır. İnananlarını savaşa teşvik etmeden "ol" diyebilir ve herkesin kendisine inanarak barış içinde kardeşçe yaşamasını sağlayabilir. Yeni dinin ilahi olduğunu iddia eden kişi, yani peygamber, ortaya inanılması zor bir iddia atmıştır, hedef kitleye söylemlerinin ilahi olduğuna ikna etmek ister, bunu sağlamak için başlar mucizeler göstermeye. Burada mucizeyi iki şekilde irdelemek gerekir. 1- Mucizenin psikolojik yönü : Mucizeyi gösteren kişinin bir büyücü veya sihirbaz gibi insanları etkilemesi ile insanlar kandırılmış, korkutulmuş olmaktadır. Nasıl bir dalavere çevrildiğini anlamayan insanlar batıl inançlara sahip olması sebebiyle zarar göreceğinden korkmaktadırlar. Dinler bu anlamda korkuyla, sindirmeyle başlamışlardır ve sürdürülmüşlerdir. Bir-iki kişinin kandırılabilmesiyle başlayan, daha sonra bu bir-iki kişinin olayları abartarak başkalarına anlatmasıyla devam eden kartopunun çığa dönüşmesi gibi bir etkiyle toplumdaki gerçeklik algısı manipüle edilmiştir. Belki de ortada bir hile bile olmayabilir. Şakşakçı birkaç kişinin olmamış olayları olmuş gibi anlatmasından ibaret bile olabilir. 2- Mucizenin bilimsel yönü : Mucizeyi gösteren kişinin basit hilelerle veya başka yöntemlerle gerçekte ilahi olmayan bir olayı ilahi imiş gibi göstermesi mümkündür. Günümüzdeki illüzyonistlerden eski çağ insanlarına bir gösteri yapması istenseydi toplumları rahatlıkla peygamber olduklarına ikna ederlerdi, canlarının istedikleri saçmalıkları din gibi yuttururlardı. Günümüzde en saf insan bile illüzyonistlerin gösterisinde şaşırır, ancak yine de bunun bir aldatmaca olduğunu bilim sayesinde bilmektedir. Başlığa uygun örnekler olarak bilimsel analiz için İslam'da ay'ın yarılmasını, psikolojik analiz için İslam peygamberinin bir kayayı kırarken gerçekleşen mucizeyi ele alalım. Ay'ın yarılması mucizesi : İddia edildiği üzere ay, peygamberin isteği üzerine Allah tarafından karpuz gibi ikiye ayrılmış ve her nedense yine ayrıldığı yerden yapışmıştır, olayı gören birkaç kişiden bahsedilmektedir, başka da gören yoktur. Ay, ayrılıp yapıştıktan sonra bir daha da ayrılmamıştır. Dünyada başka hiç bir medeniyette olay hakkında düşülmüş bir kayıt veya efsane yoktur. Olayı gördüğü iddia edilen birkaç kişiden başka bilen yoktur. Ay'ın çekim kuvveti ile dünyada gelgitlerin olduğu biliniyor. Ay'da iddia edildiği gibi bir olay olsaydı, tüm dünyada çok sarsıcı bir biçimde hissedilirdi, tüm dünyada alışılmışın dışında gelgitler ve depremler olması gerekirdi. Bu korkunç olaylar tüm dünya toplumlarının hafızalarında yer etmeliydi, yazılı kayıtlarda yer almalıydı. Ama böyle bir kayıt yoktur. Böylece bu mucizenin aldatmaca veya tamamen uydurma olduğu sonucuna varılır. Kayanın yarılması mucizesi : Hendek savaşı ile ilgili hadislerde peygamberin askerleri hendek kazarlarken iri bir kaya parçasını kıramazlar, peygamber balyozu aldığı gibi kayayı parçalar. Bunun üzerine bir çok hadis uydurulur. - Birinde "balyozla öyle bir vuruyordu ki; taştan çıkan şimşek ta Medine'den görülüyordu" der. - Birinde "balyozla ilk vuruşunda İran'ın , ikinci vuruşunda İstanbul'un, üçüncü vuruşunda Habeşistan'ın " fethedileceğini görmüş olduğu söylenir. - Birinde "kayayı tek vuruşta tuz buz ettiği" söylenir. Yani küçük bir kartopu yokuş aşağı yuvarlanıp çığ haline gelmiştir. Muhtemelen hepsi yalandır. Buyrunuz, siz de seçtiğiniz bir mucizeyi arzu ettiğiniz biçimde irdeleyiniz.
Kaynak
Hayatta Kaçak Var Yakalayın..!
Hayatı yaşarken kaçırdığımız her şey için pişmanlık duyarız, en azından ben duymuyorum :) (pişmanlığa inançsızım) Yaşadığım tüm geçmişimi özlüyor ve resmen hasret duyuyorum. Hasretlenirken kaçırdığım şeyler geliyor aklıma'da, tek yapabildiğim buraya yazmak oluyor. Buda iyi diyorum, hayat devam ediyor, parazitler seni yapacaklarından alıkoyamaz artık, hayat elinden kolay kolay kaçamaz artık.Hayatta hiçbir şeyi kaçırmaya değmez a dostlar.
Jiddu Krishnamurti
İnsan, kendi düşüncelerinin farkında olduğu zaman görecektir ki; düşünen ve düşünce şeklinde bir bölünme vardır. Gözlemleyen ve gözlemlediği, deneyimleyen ve deneyimlediği. Sonunda bunun bir illüzyondan ibaret olduğunu keşfedecektir. Sonra sadece saf bir gözlem kalacaktır, geçmişin ve zamanın gölgesini içermeyen bir kavrayış. Bu zamansız kavrayışı zihine derim, köklü bir mutasyon getirir. Bütünsel, toptan omuzlama asıl en önemli harekettir. Psikolojik açıdan düşüncenin getirdiği her şey toptan omuzlandığında, yalnız ondan sonra orada aşk vardır, aynı zamanda merhamet ve zeka olan...Hayat öğretmenini Tanı..!
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


